Baykuşlar en güzel dallara konar ve vardır her asi çocukta gurur
18 Haziran 2008 Çarşamba
Ve insan yalnız kalmıştı. Hüznün derinliklerinde yüzüyordu. Ve etrafındaki tüm hayvanlar ona yaklaştı ve şöyle dediler:
"seni bu kadar üzgün görmek istemiyoruz....ne dilersen dile senin için gerçekleştirelim"
insan dedi ki:
"daha iyi görmek istiyorum"
akbaba cevapladı:
"görüşüm senin olsun"
insan dedi ki:
"daha güçlü olmak istiyorum"
jaguar cevapladı:
"benim kadar güçlü olacaksın"
sonra insan dedi ki:
"yeryüzünün sırlarını öğrenmek istiyorum"
yılan cevapladı:
"hepsini sana göstereceğim"
böylece tüm o hayvanlarla birlikte gitti.
Ve insan, onların verebileceği her şeyi aldıktan sonra gitti .
Sonra baykuş diğer hayvanlara dedi ki:
"artık insan daha çok şey biliyor ve daha fazla şey yapabilir...birden korkmaya başladım"
geyik dedi ki:
"insan ne istiyorsa aldı, artık üzüntüsü bitecek"
ama baykuş cevapladı:
"hayır! insanda bir boşluk gördüm..hiç bir zaman dolduramayacağı bir boşluk..onu üzen ve devamlı istemesine neden olan şey bu!"
"almaya devam edecek ta ki yeryüzü şöyle diyene kadar; benden bu kadar ve verecek hiç bir şeyim kalmadı"
...
ikinci hikaye bir otobüs durağı macerası:
sessizce oturuyorum. gideceğim istikametin otobüsü çok nadir gelen tiplerden. bir çok yüz gelip geçiyor diğer istikametlere. sessizce oturuyorum. yaklaşık altı ay öncesi geliyor aklıma. en son bu durakta beklediğim zamanlar. tam karşıda iki binanın arasında o ağaç hala duruyordu. muhtemelen arsanın ya sahibi yok yahut var ancak satacak kimse bulunmuyor fahiş fiyattan. bir kaç kere resmini çekmeye yeltendim. ancak uzaklık ve yetersiz bir makine -yahut yetersiz bir ben- yüzünden pek başarılı olamadım. Neyse, dedim ya bizim otobüs çok nadir gelir. bir kere kaçırdın mı artık bir saat beklersin. tabiki ben de kaçırdım ve beklemeye koyuldum. çeşit çeşit insan oturdu yanıma ve otobüslerine binip gitti. bir aile vardı ki burada anlatmaya değer buluyorum.
çocuk gayet haşarı. anne ve baba sıradan tipler. çocuk sağa sola koşturdukça anası "ben sana uzaklaşma demedim mi" deyip kafasına vuruyor çocuğun. baba, hanıma verdiği yirmi milyonu nereye harcadığını soruyor bir yandan. hanım anlatıyor marketten aldıklarını. ama tetikte, bir yandan da ihmal etmiyor çocuğu. çocuk en sonunda ağladı. babasına sarıldı. babası çocuğu teselli ediyor.
-------
b: baba a: anne ç: çocuk
b: oğlum bak gitme sapık var burada dolaşıyor iğne yapıyor uzaklaşan çocuklara. eyüp sapığı var bak iğne batırıyor
ç: sapık ne
b: kötü adam
ç: kötü adam ne
b: kötülük yapan adam
ç: niye kötülük yapıyor
b: işi bu oğlum yapıyor işte
ç: niye
b: kötü adam vardı hani televizyonda-hanıma dönerek- neydi o bi kız vardı hani büyü falan yapıyordu
a: selena selena..
ç: hades! hades!
b: hah işte hades, onun gibi kötü bir adam işte
ç: ama akşam oldu evine gitmiştir
b: yok oğlum dışarda yatıyor o
ç: niye evi yok mu
b: yok yok, bak sağda solda yatıyor sokakta
ç: niye
a: yeter artık -eliyle hırpalayarak- kırıcam kafanı bir dahakine
ç: -ağlamaz, babasının kucağına daha da siner-
b: ne aldın marketten başka..
---------
otobüsleri geldi gittiler. beklemeye devam ediyorum. ağaç olduğu yerde duruyor. muhtemelen bu durakta vakti gelince beklemiş olanlardan hiç birine bu kadar estetik gelmedi bu ağaç. otobüsüm geldi. nihayet uzun bekleyiş sona erdi. gidiyorum. ağaca gözlerimle ima ederek bir selam. işin edebiyatı değil gerçekten bir selam. bindim ve uzaklaşıyorum. Babaların ve annelerin çocuklarına neler verdiklerini yahut verecek neleri kaldıklarını düşünüyorum. sonra yine bi otobüsle eyübe gidip gelmelerimde okuduğum bir kitaptaki tutkulu genç geliyor aklıma. sonra bir tanışın şöyle dediğini hatırlıyorum: bu seçimi sen yaptın, dolayısıyla hayatında oluşacak değişikliklere de şaşırmaman gerekir nitekim hepsini bekliyordun. ben de ona şöyle demiştim elbette bu seçimin doğuracağı sonuçları kestiriyordum. ancak bu sonuçların ben de ne gibi hisler uyandıracağını kestiremiyordum. nitekim hisler ancak yaşanarak bilinir hale geliyor. ardı ardına ardı arkası kesilmeyen şeyler. her zaman oluyor. yine olmuştu.
temenni/öngörü/kehanet/üstü açık kalmak:
bir gün karşıma dikilip şöyle diyeceğim: sana verecek neyim kaldı ?
ve eyüpteki ağaca bir baykuş konacak. oradan gözlerini dikip bana bakacak. ve boşluğu bir kez daha görecek.
Posted by Dublor 01:00 0 kişi dediki
Seni gerçeklerden koruyan şeyler
02 Haziran 2008 Pazartesi
Bir şehir baskını bir iltica belki gasgsterleşmek biraz, belki bir gecenin ortasında iyice kararmış sokaklarda atılmış tetikçisi meçhul ardı ardına kurşun sesleri. İsmet özel şiirleri gibi yaşamak istedim hep. Keskin, en iyi darbelere sahip ve en iyi darbelere gebe. Hamleleri karanlıkta parlayan zihni okşayan ve kendine has bir musikisi olan. Ama hiç anlaşılmayan ve her anladığın şeyde yerli yersiz düğümler atan beyninde boşluk yaratan , boşlukları birbirine iliştiren, bağlayan.. Tanımlanamayan yeryüzü nesneleri, anlamını bilmediğin kelimeler ve o uçuşan poşet. Hiç bir şey anlatamamak çoğu zaman sorundur. Hiç bir şey kanıtlamayan teorilerle dolu her saat. İnsan söylediklerinden ...unuttum gitti. Gittim unuttu. Unutsun beni rahat eder. Ben onu unuttum rahat ettim. Birden bire gittim. Hep birde kaldım. Meğer hiç oynamamışım.yerimden yani. Oynamadan yerimden, parmaklarımı oynatarak bir diyalog. Aslında bir monolog. Dijitalin derin sularında annesi analog bir diyalog.
Yemek yiyodum. Afiyet olsun. Sağol naber. Ne olsun, iş güç. Senden. İyidir hoştur. Maşallahtır. Olsundu. Varsındı. Versindi. Sevsinlerdi. Dilbazlığını. Şahbaz da derler kimi yörelerdedi. Şahrazat. Rümembır rümembır. Rümembır fifth nüvembır. O günü ben de unutamam. Ben unuturum. Yeni bi başlangıç yapabiliriz. Yeniden sonlandırabiliriz yahut. O daha iyi olur. Sirkülasyon. İyi olan döner odanın içinde. İyi olan yok adamım. Adamın yok oldu iyi de oldu hani. Adamım yok olmaz. Kalbimizde yaşıyort. Kalbin yok olmaz adamın yaş-artsa. İyi olan yoksa, kalbimde adam varsa, kalbim kötü benim, iç. İçim fesarrttt. Fes takke ve külah yasaklandı yasaklanalı ve yeni dil çöreklendi çörekleneli aşkın ve kalbin dilinden dökülenler kan ağladı. Çünkü aşk hiç bu kadar kötü anlatılmadı. Adamın ağladı. Çünkü fesi yoktu artık ve sanat sadece boyamaktı üstü apaçık olanı. Diye şartladı kendini. Takkeler ve tekkeler ve zaviyeler yasaklandı yasaklanalı yeni dil dallanıp budaklandı budaklanalı ve iğdiş edilmiş tdk türkçesiyle yontuldu yontulalı güzel kelimeler rodosta sürgünde. Adam ağlamasın, fes yoksa melon şapka, cübbe yoksa frak vardır, nerede trak varsa orada braktır sloganı, vrak vraktır. Adamımı seviyorum çokça, gayrısı yalandı. Sanartta ş-art yoktur. Apaçık olanı boyamak ş-art değil seçenektir. Seçenek ş-art değilde nedir. Seçeneği seçmek şart-tır. Seçenek, seçen bir inek. İnek gibi çalışmak. İnek gibi seçmek. Seçenek seçenedek seçimine denk - olacağı söylenen elbette- bir renk bulamamak demek. Günümüz haritalarına bakana dek sabret. Hep verili coğrafyadan seçilidir kaçıp gitmek istediğin yahut bir süre bulunmak istediğin yerler. Ve yükseklik renkleri de seçenektir. Sarı yeşil kahverenk. Seçenekten kaçılamazsa şayet tartışmak da lüzumsuzdur gayet. Seçenek, seçen bir inek. İnek seni seçene dek seçiminin şaibeli olduğunu düşün dur. Eğer ki seçilirsen vardır bu seçimde isabet, biraz da keramet. Renk, renklerim adamıma denk, seçilemezsem köyüme geri dönerim. Köyüm dediğim yer haritaların yeşerttiği bir çöl. Oysaki rodos dedim, sürgün dedim, sürelim günümüze doğru gemimizi. Kaçıp gitmek mi. Kaçırıp gitmek isteriz adamımızı, inekler izin verirlerse. Yorma beni. . Çok bozuyon kafiyeyi. . Bağlı değilsin bir öncekine, unutuyorsun bir öncekini. . Bir iyimserlik seziyorum sözlerinin içinde, iyimserlik dolduruyor zorla içini. . . Oysa ki seçimlerin seçimi ve ineklerin ineği ve hatta renklerin rengi . . Yoruldum ben ya . Bayım, sizi yoran ne benim ne inek ne de öküz, amacım rahatlatmaktır adamımı, gördünüz. Kafiyeden anlamam bilirsiniz, şiirleri şairleri anmamaya çalışırım, bir maruzatım varsa, siz sevgili adamıma danışırım. İyimserlik zorla olmuyor, bu fakir emir ve görüşleriniz doğrultusunda konuşuyor. Yorulmayasınız. Renklerin dengisiniz. Ama bu öküz resmini ben çizmiştim. Evet. Ve bu şapkalıadamı sen çizmemiştin. Onu da ben bulmuştum. Ben çizmekten anlamam. Ben de anlamam. Anlarsın. Anlarım ama anlamazlıktan gelirim. Bir şeyden anlarsan çünkü. Başına iş alırsın daha çok iş çıkar daha çok yorgunluk ve seçenek ve inek ve renk. İşte bu çok doğru. Bi bktan anlamayanlar krallığına iltica etmekte fayda var. Olamaz böyle şey vize lazım. Yunan adalarına vize kalkmış diye duydum. Gidelim. Günübirlikte yok sadece. Günü birlikte geçiririz biz de. Cüretkarsın. Sevdiğim zaman. Kadersizim.
Hatırlayamadığım tüm diyaloglar adınıa dudaklarınızı kıpırdatın. Ben gerisini hallederim. Siz gidince unutuldular. Tüm diyaloglar. Unutuldular.
Posted by Dublor 01:21 2 kişi dediki